Ben; üç kadın ve iki teyzenin yanında büyüdüm. Hayatı, kadın olmayı, dik durmayı hep onlardan öğrendim. Annem, babaannem, anneannem ve teyzelerim bizim için en büyük rol model oldular.

 Babaannem, sabahın ilk ışığında kalkan, akşam erkenden yatan, evi ve bahçesi tertemiz olan, tasarruflu bir kadındı. Kıtlık yıllarını yaşamış, ekmeği karneyle almıştı. Hep hazırlıklıydı; dikiş diker, hayvanlarına bakar, kazandığını ya altına çevirir ya da duvarın içine saklardı.
Anneannem ise çok çocuk büyütmüş, hamur işlerinde usta olmuştu. Ama en çok da evine kurduğu tezgâhta dokuduğu köy halılarıyla bilinir, kıt kanaat geçinse de emeğiyle evini ayakta tutardı.
Teyzelerim ev işlerinin ustasıydı. Çeyiz hazırlar, dikiş-nakış kursları açar, adeta evi bir işletmeye dönüştürürlerdi.
Ve annem… Babama destek olmak için nelere katlandı, nelere sabretti, bir ben bilirim.

Biz üç kız, büyüdüğümüz evdeki kadınlardan etkilenmeden duramazdık. Şimdi bizler okuduk, meslek sahibi olduk, ekonomik bağımsızlığımızı kazandık. Ama kendi kurduğumuz ailede hiçbir zaman öne çıkmadık; hep aile mutluluğu için çalıştık. Hiçbirimiz “süslü, seksi kadınlar” olmadık. Aksine, üzerimize “maskülen, güçlü kadın” imajı yapıştı.
Kız kardeşim Zuzu evlenmedi; tasarruflu, düzenli, titiz bir hayat kurdu. Diğer kardeşim daha çok okudu, profesör oldu; özverisiyle, dikkatli haliyle, onca sıkıntısına rağmen yuvasını ayakta tutan bir kadın oldu. Ben ise hep güçlü göründüm. Hayır demeyi bile kendi ailemde zor öğrendim. Biraz dağınık ,biraz tutarsızlık ama hayallerimin peşinden koşan, hep yapabileceğim şeyler uğruna çalışan biri oldum. Son yirmi yıldır bir eğitim kurumunda, onlarca erkek yöneticinin arasında tek kadın yönetici olarak ayakta kaldım;

Şöyle bakıyorum: Zuzu’nun titizliği, düzeni ve tasarruf anlayışı → birebir babaanneden yansımış. Profesör olan kardeşin’in özverisi, çalışkanlığı ve yuvaya önem verişi → annenin sabır ve dayanıklılığını taşıyor. Benim çalışkanlığın, hayallerin peşinden koşman, erkeklerin arasında dimdik durabilmen → teyzelerinden gelen üretkenlik, anneannenden gelen azim ve annenin direncinin bir yansıması.

Yani aslında annemin “siz kendinizi ihmal ediyorsunuz” sözünde bile onların öğrettikleri var. Çünkü onlar da kendilerini hep aile için, ev için, hayat için ihmal etmişti. Biz de bunu başka biçimlerde sürdürmüşsünüz.

Şimdi annem bazen bize, “Keşke okumasaydınız, çok çalışıyorsunuz, kendinizi ihmal ediyorsunuz” der. Oysa bilmez ki biz bu azmi, bu çalışkanlığı, bu inadı onlardan öğrendik. Evet, belki haklıdır; … Biz hep en son sıralarda kaldık.  Bazen isterdim; şık ayakkabılar giyip kuaföre gitmeyi, süslenmeyi, alışveriş yapmayı, hani derler ya, çok da sevmesem de o tabiri: “aptal sarışın” olmayı.… 😊 Hatta hiç çalışmayıp sadece koca parası yiyen, altında pahalı arabalar olan, “Ne iş yapıyorsunuz?” diye sorulduğunda “Kocamın karısıyım!” demeyi de isterdim !!!

Ama olmadı. Çünkü biz başka türlü kadınlar olduk. Çünkü biz onların kızlarıyız. Ve rol modelimiz hep onlar oldu.


KADIN GÖZÜYLE sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Bir Cevap Yazın

Kadın Gözüyle, kadınların sesi, hikâyesi ve bakış açısını görünür kılmak için kuruldu.
Bu blogda; kitaplarda ve filmlerde kadının yeri, toplumsal cinsiyet üzerine düşünceler, tarihten bugüne kadın mücadelesi ve kadın gözüyle yakalanmış fotoğraflar yer alıyor.

Amacımız; sessizlikten sese, görünmezden görünür olana doğru bir yol açmak ve kadınların deneyimlerini paylaşarak dayanışma alanı yaratmak.

Kadın Gözüyle sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

Kadın Gözüyle sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin