Kitap Notlarım
İngiliz yazar Matt Haig‘in kaleme aldığı Gece Yarısı Kütüphanesi, intihar ettikten sonra kendini yaşam ile ölüm arasındaki gizemli bir kütüphanede bulan Nora’nın hikâyesini anlatıyor.
Nora burada, hayatı boyunca “Keşke…” diyerek geride bıraktığı tüm alternatif yaşamları deneyimleme fırsatı buluyor. “Eğer o gün bu kararı verseydim hayatım nasıl olurdu?” sorusunun peşinden giderek her bir olası hayatın içine kısa süreliğine giriyor. Romanın en ilgi çekici yanı da tam burada ortaya çıkıyor. Dışarıdan kusursuz görünen hiçbir hayatın aslında kusursuz olmadığını görüyoruz. Nora’nın özlem duyduğu her alternatif yaşamın da kendine özgü eksiklikleri, yalnızlıkları ve mutsuzlukları var.
Bu yolculuğun sonunda Nora önemli bir gerçeği fark ediyor: Mutluluk, bambaşka bir hayatta değil; sahip olduğu hayatı yeniden kurabilme cesaretinde saklı. Yaşamına geri dönmeye karar veriyor. Kardeşiyle barışıyor, kaybettiği kedisinin yerine yeni bir kedi sahipleniyor ve büyük değişimler beklemek yerine küçük ama anlamlı adımlarla hayatını yeniden inşa etmeye başlıyor.
Yazar Hakkında;
Matt Haig, çağdaş İngiliz edebiyatının en çok okunan yazarlarından biridir. Özellikle Gece Yarısı Kütüphanesi, dünya çapında milyonlarca okura ulaşmış; “Keşke başka bir hayat seçseydim?” sorusunu felsefi bir kurgu içinde ele almasıyla büyük ilgi görmüştür.
Yazarın dikkat çeken sözlerinden biri şöyledir:r
“Hayatın en karanlık anlarında bile yeni bir sayfa açma ihtimali vardır.”
Bu düşünce, neredeyse bütün eserlerinin ortak mesajını özetliyor: İnsan geçmişini değiştiremez; ancak bugünden başlayarak geleceğini değiştirebilir.
Matt Haig’in yaşam öyküsüne baktığımızda, bu temaları neden bu kadar güçlü işlediğini anlamak zor değil. Yirmili yaşlarında ağır bir depresyon ve panik bozukluk yaşayan yazar, bu zorlu süreci atlattıktan sonra yaşadıklarını hem romanlarına hem de anı niteliğindeki eserlerine taşımıştır. Bu nedenle eserlerinde psikolojik çözümlemeler oldukça güçlü ve samimidir.
Benim Değerlendirmem
Romanın çıkış fikrini gerçekten çok beğendim. “Ya farklı bir seçim yapsaydık hayatımız nasıl olurdu?” sorusu hepimizin zaman zaman kendine sorduğu bir soru. Kitap da tam bu merakın peşinden gidiyor.
Ancak bana göre roman, özellikle son ellinci sayfasından sonra aynı düşünceyi farklı örneklerle tekrar etmeye başlıyor. Güçlü bir fikir üzerine kurulmuş olmasına rağmen anlatımın daha yoğun ve etkileyici olmasını beklerdim. Bir noktadan sonra hikâyenin ritmi yavaşlıyor ve vermek istediği mesaj kendini tekrar ediyor.
Puanım: 4/10







Bir Cevap Yazın